Prof. Dr. Sevil Atasoy'dan neler öğrendik?

Prof. Dr. Sevil Atasoy ile People Dergisi Araştırıyor'un ilk bölümünde Mike Williams soruşturmasının detaylarını izledik. "Kusursuz cinayet yoktur, kusurlu soruşturma vardır" diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy'la kriminal araştırmaların bilinmeyenleri öğreniyoruz.

Yangında kimlik tespiti

Yangın ölenin yüzünü ve parmak izlerini tanınmaz hale getirebilir. Kimliğini belirlemek üzere ölüm öncesi ve sonrasındaki çene-diş röntgenleri karşılaştırılır. Günümüzde DNA analizleri bu soruna kesin çözüm getirmiştir.

Yangında delil arayışı

Kundaklamada kullanılan hızlandırıcılar yangında yok olmaz. Kalıntıları mutlaka olay yerinde bulunur. Hiçbir yangında sıcaklık insan bedenini kül edecek kadar yükselmez. Dolayısıyla cinayet delillerini örtbas etmek mümkün değildir.

DNA Analizi

Olay yeri ya da mağdurdan elde edilen biyolojik örneklerin yanı sıra 1994’te yürürlüğe giren yasayla FBI bünyesinde ABD’de Ulusal DNA Veri Bankası kuruldu. Öncelikli olarak cinsel suç faillerinin DNA örneklerini almak zorunluydu. Bugün bu bankadaki profil sayısı 16 milyona ulaşmıştır. 20 yıl önce DNA analizlerinde kullanılan yöntemler bugün kullandıklarımızdan farklıydı. İşlemler zordu ve çok uzun sürerdi. Bu nedenle örnekler birikirdi. Bugün artık 90 dakikada sonucu veren Sihirli Kutu adı verilen bir gereç kullanılmakta. 155 örnekten 1’inde hata yapan Sihirli Kutu’nun sonuçlarını alanında uzman birinin değerlendirmesi şart.

Soruşturmanın ilerleyişi

Kadınların tanıdıkları tarafından cinsel saldırıya uğrama ihtimali bir yabancının saldırısından 4 kat daha fazladır. Tam da bu nedenle 2. bölümde gördüğümüz cinayet soruşturmasını yürütenler önce tanıdığı kişilere odaklandılar ancak bir sonuca ulaşamadılar. Güvenlik birimleri kimi zaman aynı şehirde hatta aynı bölgede benzer tecavüz vakalarını birbirine bağlayamaz.  Saldırgan mağduru sağ bırakırsa, tecavüze uğrayan polise geç haber verir ya da hiç haber vermezse; bildirdiği halde inandıramazsa ya da saldırganı tarif edemezse bu süre daha da uzar.

Robot resimler suçluyu bulur mu?

Mağdur ya da görgü tanıklarının anlatımına dayalı olarak gerek polis ressamları gerek çeşitli yazılımlarla oluşturulan robot resimler her zaman işe yaramaz. 2019 Ocak itibari ile DNA analizi sayesinde masum oldukları anlaşılıp salıverilen 362 Amerikalının 109’unun suçlanmasında robot resmin rolü var. Görgü tanıklarının yanılma oranı yüzde 30’lar civarındadır. Sağlıklı kişilerin yüzde 2’sinin tanıdıklarının yüzlerini dahi hatırlamakta zorlandığı, çocuk ve yaşlılara yüz tanıma konusunda pek güvenmemek gerektiği biliniyor.

Dış etkenler kokuyu asla değiştirmez

İnsan kokusunun bir bölümü genetik olarak belirlenir. Tıpkı parmak izi ya da DNA gibi kişiye özgüdür, ömür boyu aynı kalır. Dış etkenlerden etkilenmez. Bütün kaynaklara rağmen insan yapımı hiçbir gereç bir köpek burnunun duyarlılığına henüz ulaşamamıştır. İyi bir eğitim almış köpek tek yumurta ikizlerini bile kokularından ayırt edebilir.

Kayıp mı? Kaçak mı? Kaçırıldı mı?

Kayıp bildirimi yapılan kişi gerçekten kayıp mı? Çocuk ya da yaşlı değilse acaba daha önce yakınlarına haber vermeden ortadan kayboldu mu? Arama yöntemleri, arama yapacak personel sayısı, aramanın ne zaman yapılacağı bu soruların cevaplarına bağlıdır. 

Arama zamanı çok önemli

İlk birkaç gün, hatta saat bile çok önemlidir. Zaman geçtikçe kanıt bulma olasılığı azalır. Görgü tanıkları ayrıntıları unutmaya başlar.

ABD’de idam cezaları

ABD’de 50 eyaletten 29’unda idam cezası bulunuyor. 1970’lerden bu yana 1503 kişi idam edildi. Bunların en az altısının infazından sonra suçsuz olduklarına dair kuvvetli kanıtlar ortaya çıktı. Öte yandan cinayetle suçlanan 166 kişi idamı beklerken masum olduğu anlaşılarak beraat etti.

Timsahları tanıyalım

Timsahlar takımının 3 familyası vardır. Mike Williams davasında sözü geçen Amerika aligatoru olarak anılıyor. 150 milyon yıldır sadece Amerika’nın göl, gölet ve sulak arazilerinde yaşamaktadır. Soğuk havalarda neredeyse hiç beslenmiyor. Amerika aligatorunun bazı ayak kemikleri insan elinin bazı kemiklerine çok yakın benzerlikler taşımaktadır. Kemik bulunduğunda kimi zaman karıştırılır.

Düşünsel tuzaklar

Beynimiz fırsatını bulduğunda bizi yanıltır. İnsanlar kendi inandıklarına, tahminlerine daha yakın olan fikirlerin doğru olduğuna inanmaya meyillidir. Bu önyargı “düşünsel tuzak” adıyla anılıyor. Bu bakış açısı özellikle olay yerini inceleyenler için çok tehlikelidir. Gördüklerini objektif olarak değerlendiremezler.

Sevil Atasoy ile People Dergisi Araştırıyor'un ilk bölümünü buraya tıklayarak izleyebilirsin. 

Favorilerinize başarıyla eklendi.

Tamam